4/22/2010

E-kitap gelmiş neyime?



Nisan 2010'da ülkemizde yasal olarak e-kitap satışı http://www.idefix.com tarafından başlatılmıştır. Ben de meraktan sitelerine gidip bakmışımdır.
Bir de ne görelim ekitaplar kdv dahil 5 TL'den başlıyor 10 TL'ye kadar gidiyor.

E-kitap diyoruz baskısız ,maliyeti çok çok az.(maliyeti kredi kartı komisyon ücreti sadece)
5 TL'den satışa sunulmuş.

Ulen korsan kitap alsak 5 tlye alıyoruz, ki korsan kitap satanlar iyi para kazanıyorken , sen orjinali 25-30 tl olan kitabın e-kitap'ını 5 tlye satarsan korsanı nasıl önleyeceksin arkadaşım? (burayı kalın yazdımki iyice gözlerine girsin)

E-kitap yaparıyorsun fiyatlar şöyle olacak 0.99 TL 1.99 TL bu kadar 2 fiyat başka yok.
o parayla sattığınız ekitapların bedavaları internette zaten var.
5 TL'den 3 kitaba 15 TL verecek adam gider rapidshare hesabı alır o paraya babalar gibi günde 5 gb kotadan 150 gb e-kitap ve bunun gibi korsan malzeme indirir

Ey yayın evleri akıl var fikir var. Biraz mantıklı olun lütfen.

4/13/2010

Kontörden TL'ye geçiş ve zamlar

Arkadaşlar 1 nisan itibariyle ön ödemeli hatlarda kontörden TL'ye geçiş yapıldı. Bu geçişte tüm operatörler az çok konuşma ücretlerine zam yaptılar.

Bu zamlardan ötürü açıkcası ön ödemeli hatlarda uygun konuşmak için tarife içeriklerini iyi takip etmek gerekli yoksa kullanıcılar telefonu aç kapa dedikleri 5-10 saniyelik görüşmelerde 40-50 kuruş dakika ücreti ödemek zorunda kalıyorlar.

Bir de bu duruma nisan ayında Turkcell'n bizbizecell sabit ücretini 9.9 tl olarak değiştirmesi ve
Alopaketlere zam yapması eklendi. (Vodafone ve Avea'da da zamlar var tabi ama Turkcelle nazaran daha düşük)

Lütfen 10-15 tl bile olsa konuşmadığınız dakikalar için ücret ödemeyiniz. Şu anda Avea'da her yöne 90 dakika görüşüp 12 tl öderken başka arkadaşım Turkcell içi 80 dakika görüşüp 30 tl ödüyorsa bunda bir problem var demektir. Dikkatinize sunulur

4/12/2010

To the attention of HBO Producers



To the attention of HBO Producers, During the third episode of the television show “The Pacific” which started airing on March 14th, 2010 in the USA, the dialogue between Marine soldier Leckie and the Greek woman is in contradiction with historical facts and aims to offend Turkey in the eyes of the international community. This scene suggests that Turks have invaded and ransacked Izmir.

First and foremost, we believe that this dialogue has been intentionally included in the script:

1. Even though a dialogue like this is not present in one of the original books the movie is based on, “Helmet For My Pillow” written by Robert Leckie, Marine Leckie sadly listens to this alleged “invasion” and agrees in the show.

2. Although the movie decribes WW2, Japan and the United States and the truth about the Pacific front in the 1940’s; the audience is strangely left to see the story of a sacked Anatolian city in the 20’s, which is total fiction.

Millions of people who don’t know that Izmir was in fact invaded by the Greeks and have no idea about the history behind our country’s struggle to become a free republic might think that Izmir was a Greek city and that it was invaded and sacked by the Turks. In fact, Izmir is a Turkish city where both Greeks and Turks live together and governed by Turkish states since the 14th century.

Izmir was invaded by the Greek army on May 15,1919; the city was besieged for 3 years, 3 months and 24 days by the Greeks and was saved by the national war waged by the Turkish people on September 9, 1922. In short, Izmir is not a Greek city that was sacked by the Turks, but rather a Turkish city that was sacked by the Greek government.

And when it comes to the great fire of Izmir, there are various theories. It is said that either the soldiers under Nurettin Pasha, fleeing Greeks or resisting Armenians might be responsible for the fire. In fact, there are some stories that suggest that the fire started in a cathedral where armory that belonged to resisting Armenians blew up. We would like to stress that it is not ethical to suggest statements in such a certain manner in a situation even when historians don’t agree upon them.

This scene, which has apparently nothing to do with the entire concept of the show, looks like a clear case of lobbying. Once again, we would like to point out that this situation is blackening the independance struggle of a nation and wish that HBO would not be a mediator for misleading and provocative maneuvers such as this one. CNBC-e


Mektubun Türkçesi
İDDİALARA YANIT VEREN MEKTUP
HBO yapımcılarına,

14 Mart 2010 tarihinde ABD’de ilk bölümü yayınlanan “The Pacific” dizisinin 28 Mart’taki 3. bölümünde deniz piyadesi Leckie ile bir Yunan kadın arasında geçen diyalog, tarihî gerçekleri çarpıtmış ve hem Türk hem uluslararası kamuoyu nezdinde milletimizi rencide etmiştir. Bu diyalogda Türklerin İzmir’i “istila ve talan ettiği, yakıp yıktığı” yolunda cümleler vardır.

Her şeyden önce, dizideki bu diyalogun bilinçli bir şekilde senaryoya eklendiğine dair ciddi ipuçları bulunuyor:

1. Dizinin temel aldığı 4 kitaptan biri olan Helmet For My Pillow’da, yazar Robert Leckie’nin anılarında böyle bir diyalog geçmezken, dizideki Leckie bu “istila” hikayesini üzülerek dinlemekte, onaylamaktadır.

2. Dizi 2. Dünya Savaşı’nı, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri’ni, 1940’ların ve Pasifik cephesinin gerçeklerini anlatırken; seyirci konuyla ilgisiz bir şekilde 1920’lerde yağmalanmış gibi gösterilen bir Anadolu kentinin hikayesiyle karşı karşıya kalmaktadır.

İzmir’in aslında Yunanlılar tarafından işgal edildiğini, Millî Mücadele tarihini hiç bilmeyen dünya üzerindeki birçok izleyici; bu sahnedeki konuşmalardan İzmir’in bir Yunan kenti olduğu, Türklerce ele geçirilip talan edildiği ve yakıldığı sonucuna varmaktadır. Oysa ki, İzmir, Aydınoğulları’ndan beri (14. yüzyıl başları) Rumların da yaşadığı bir Türk kentidir.

İzmir, Yunan ordusu tarafından 15 Mayıs 1919’da işgal edilmiş; şehir 3 yıl, 3 ay, 24 gün boyunca Yunan yönetiminde kalmış; 9 Eylül 1922’de işgalden kurtarılmıştır. Kısaca İzmir Türk talanına uğramış bir Yunan kenti değil, Yunan devletinin işgal ettiği bir Türk kentidir.

İzmir yangını konusuna ilişkin ise değişik iddialar vardır. Nurettin Paşa’ya bağlı askerlerin, kaçan Rumların veya direnen Ermenilerin yangından sorumlu olabilecekleri ileri sürülmektedir. Hatta katedralde direnen Ermenilere ait bir cephaneliğin infilâk ederek yangını başlattığına ilişkin anılar bulunmaktadır. Tarihçilerin dahi üstünde mutabık kalamadığı, emin olamadığı böyle hassas bir konuda, bu kadar kesin bir dille konuşmanın doğru olmadığının altını çizmek isteriz.

Dizinin bütünüyle ilgisi olmayan bu sahne, açık bir lobiciliğin ürünü olarak durmaktadır. Gözardı edilen bu durumun, bir milletin kurtuluş mücadelesini karaladığını belirtir; HBO’nun bu gibi yanıltıcı ve provokatif manevraların aracısı olmamasını temenni ederiz.
CNBC-e


Emaille Blog yazımı

Blogspot servisini uzun süredir kullanıyordum fakat yeni konu eklemiyordum.  İşyerinde blogspot servisi engelliymiş yeni farkettim. Peki blo...